Nedir bu Deizm saçmalığı Kuransız İslam mı hedefleniyor

Son zamanlarda gündemi meşgul eden konulardan biri de Deizm olarak karşımıza çıkıyor.Değişik bir inanç türü olduğu iddia edilen Deizm hakkında ki bazı bilgileri sizler için derledik.Son günlerde deizm Türkiye’nin gündeminde. Diğer bir adı Yaradancılık olan deizm temelde tüm dinleri reddeder ve tek tanrıya inanır. Dinsel bilgiye akıl yoluyla ulaşılabileceğini savunur. Vahiy gibi konular reddeder. Tanrı dünya hayatına ve evrene müdahale etmez.

DEİZM: AKIL YOLUYLA KAVRANAN TANRI

İnanışın tanımlanmasında kullanılan doğal din ya da doğal inanç kavramları, hiçbir aracı olmaksızın sadece akıl yoluyla kavranabilecek yalın bir Tanrı inancını belirtir. Bu inancı benimseyen kişiye Deist denir. Terim Lâtince Tanrı anlamındaki Déus sözcüğünden türetilmiş ve özgür düşüncelilerin Tanrı inancını belirtmede kullanılmıştır.

“İNSANLARA AKIL VEREN TANRI”

Evreni yaratan, işleyişi için doğa kanunlarını koyan, ayrıca insanlığa ve evrene müdahalede bulunmayan; doğruları keşfetmeleri için insanlara akıl veren bir Tanrıya duyulan inanç deizmi ifade etmektedir. Deistler genellikle bu doğrultuda evreni Tanrı tarafından tasarlanan, hareketi başlatılan; dışarıdan müdahale olmadan doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir bütünlük olarak görme eğilimindedir. Kehanetlerin, mucizelerin, dinsel dogmaların, demagojilerin ve kaynağı ilahi ilan edilen dinlerin reddinden dolayı peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günâh, ibâdet, dua, vahiy, melek, cin, şeytan, cennet, cehennem, ahiret ve kader gibi kavramların bu inanışta yeri yoktur. Belirli bir öncüsü, merkezi bulunmaması sebebiyle deizmde ihtiyaç duyulan tek şey sağduyulu olmak ve her şeyi akıl süzgecinden geçirmektir.

EVRİM OLABİLİR DE OLMAYABİLİR DE…

Deizmin temel inançları dışında bazı deistler ölümden sonra yaşama veya reenkarnasyona inanabilir. Bununla birlikte deistlerin ruhun ölümsüzlüğüne dair inançları hayli çeşitlidir. Ruhların Tanrı tarafından ölümden önceki hayatlarındaki davranışlarına göre ödüllendirileceğine ya da cezalandırılacağına veya sadece ruhun ölümsüzlüğüne inanan, ruhun ölümsüzlüğü konusunda agnostik yaklaşım sergileyen ve ruhun ölümsüz olmadığını düşünen deistler vardır. Deist yazarlar Yüce Varlık, İlahi Saatçi, Evrenin Büyük Mimarı ve Doğanın Tanrısı gibi ifadeler kullanarak çeşitli şekillerde Tanrıya atıfta bulunmuştur. Deizm, evrim teorisine karşı değildir. Deizme göre insan, Tanrı’nın oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir Yaratıcıya inanmak, o Yaratıcının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı fikrine inanmayı gerektirmez. Evrim teorisine karşı ortaya atılan akıllı tasarım görüşü deizmde bulunmak zorunda değildir.

İşte Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları:

Gün geçmiyor ki milletimizi sarsan bir olay yaşanmasın. Gün geçmiyor ki bir skandal patlamasın. 5 Nisan 2018 günü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde görenleri kahreden bir cinayet vuku bulmuştur.

Gözü dönmüş katil üniversiteyi kedere boğmuştur. Aralarında ülküdaşımız Fatih Özmutlu'nun da bulunduğu 4 evladımız hayatını kaybetmiştir. Olayın önü ve arkası dikkatle ele alındığında kaygımız büyümektedir. Bu alçak üniversitede terör estirmiştir. Önüne geleni, kafasına taktığını asılsız şikayetlerle "FETÖ'cü" diye suçlayan cani bu tavırlarıyla Osmangazi Üniversitesi'nde korku yaratmıştır. Şerefsiz en ağır şekilde cezalandırılmalı bir daha da gün ışığı görmemelidir.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde görenleri kahreden cinayetler işlendi. Üniversite yönetiminin "katilin akıl sağlığı yerinde değil" açıklaması özrü kabahatinden büyüktür.

Madem akıl sağlığı yoktu neden gerekli önlemler alınmadı? Akli dengesi yerinde olmayan birinin ihbarlarına ihtimam gösterilmesi bir bakıma suç ortaklığı değil midir? Akli dengesi olmayan, ar damarı çatlak bir şahsın ne işi vardır üniversitede? Görevden alacak basiret hangi hallerde gösterilecektir? Üniversitede ilim ve irfanın omuz üstünde olunması gerekirken, taburların omuza alınması nasıl açıklanacaktır. Bu şahsın kripto FETÖ'cü olduğu herkesin dilindedir.


YÖK derhal acil önlem almalı, muhtemel saldırıların önüne geçmelidir.

Bu hastalıklı tiplerin kimlerle sorunu varsa suçlamaya, özellikle FETÖ'cü göstermeye çalışmaları Pensilvanya'nın ekmeğine yağ sürmektedir.

Bunlar gizli bir şekilde faaliyet içindedir. FETÖ'nün kripto damarı son derece faal ve aktiftir. Devletle toplumu karşı karşıya getirmek için yeni tezgâhlar peşindedir.

'NORMAL ŞARTLARDA DEĞİLİZ Kİ OHAL'İ KALDIRALIM'

FETÖ yıllar boyunca devletle iç içe geçmiştir. Mücadelede yırtılarak, kazınarak yok edilmesi tek seçenektir. Koro halinde OHAL kalksın diyenler, kaosa alkış tutanlar şuursuz, sorumsuz zihniyetler. Normal şartlarda değiliz ki OHAL'i kaldıralım.

'OHAL’İ KALDIRMAYA TEŞEBBÜS CİNAYETTİR'

CHP'den TÜSİAD'ına OHAL'e karşı gelenler Türkiye'nin beka meselesini kavrayamayan maksatlı çevrelerdir. OHAL’in devamı önemlidir. OHAL’i kaldırmaya teşebbüs veya buna teşvik cinayettir.

'OHAL’İN SÜRMESİ MİLLİ BİR ZORUNLULUKTUR'

Hele CHP yönetimi var ki köprüye gelmeden geçmeye çalışacak kadar akıl fukarasıdır. Akıl bir paraşüt gibidir, ancak açıldığı zaman iş görür. CHP yönetiminin paraşütü uzun süredir kapalıdır bunu da çakıldığı zaman bizzat anlayacaktır. Kötümser sadece tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür. Biz tüneli gördüğümüz gibi üzerimize gelen treni de çok net öngörüyoruz. OHAL’in sürmesi milli bir zorunluluktur. FETÖ’cüler temizlenmeden OHAL bitmez, bitemez, bitmemelidir. Aksini iddia edenler tek ayak üstünde 40 yalan söyleyen, Türkiye’nin varoluş davasına kast eden kokuşmuşlardır.

'ŞAM YÖNETİMİ HESABI MUTLAKA SORULMASI GEREKEN BİR İNSANLIK SUÇU İŞLEMİŞTİR'


Esad rejimi sivillere kimyasal silahlarla saldırıp çocukları öldürecek kadar denetimden çıkmıştır. Şam yönetimi hesabı mutlaka sorulması gereken bir insanlık suçu işlemiştir. Zalim Esad inandırıcılığını kaybetmiştir. Doğu Guta’nın Duma bölgesinde düzenlenen kimyasal saldırıyı şiddetle kınıyorum. Bu saldırıda parmağı olan kim ya da kimler varsa doğduklarına pişman edilmelerini diliyorum.

Önceki gece yapılan füze saldırıları bölgenin çok şeye açık olduğunu gözler önüne sermiştir. Masumlara sarin gazıyla saldırılmasının hiçbir mazereti hiçbir haklı gerekçesi olamayacaktır. Esad döktüğü kanların hesabını mutlaka vermelidir. Artık Suriye’nin geleceğine Suriyeliler karar vermeli, şiddeti durduracak irade ve müdahaleyi gösterebilmelidirler.

Türkiye – İran – Rusya Astana görüşmelerine başlamıştı. İlk görüşme sonucunda üç ülkenin dışişleri bakanları, Suriye’nin ateşkes ilan edilen bölgelerinde denetimde bulunmak için üçlü mekanizma kurulmasını kararlaştırılmıştır. Astana’da kurulan masa etrafında 9 görüşme gerçekleştirilmiştir. Suriye’de 7 yıldır süren iç savaş ortamının sona ermesi, buna bağlı olarak yaşanan sivil kayıpların önüne geçilmesi için yapıcı bir rol üstlenen Türkiye kısa zamanda önemli mesafeler almıştır.

'ESAD REJİMLERİNİN KATLİAMLARINDAN 'BİZE NE' DEMEK GİBİ BİR LÜKSÜMÜZ YOKTUR'

Esad rejiminin kimyasal silahlara saldırması tam bir faciadır. Var olan tehditlerin ortadan kaldırılması, Suriye ve Irak’ın siyasi ve toprak bütünlüğü içinde huzura kavuşması, Türkiye için bir beka meselesidir. Terör örgütlerinden veya Esad rejimlerinin katliamlarından “bize ne” demek gibi bir lüksümüz yoktur. Milletin bekası tehlikeye girdiğinde karşımıza kim çıkarsa çıksın, bunlar sırtlarını nereye dayarlarsa dayasınlar kafalarını ezmek namus ve vefa borcumuzdur. Verdiğimiz sözü de Allah şahittir ki tutarız.

'AĞACA BAKARKEN ORMANI GÖZDEN KAÇIRMAYACAĞIZ'


Uyum yasalarının süratle çıkartılması gerekmektedir. Cumhur ittifakı, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin 2019’dan sonra yerleşmesi için tüm gücüyle çalışacaktır. Cumhur ittifakının zayıflamasına, zaafa düşmesine hiçbir şart altında izin vermeyeceğiz. Asıl hedeften şaşmayacağız. Ağaca bakarken ormanı gözden kaçırmayacağız.

'CUMHUR İTTİFAKININ BAŞARIYA ULAŞMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ'

CHP’liler PYD’yi selamlasın, PKK’lılar cezaevinde ziyarete koşsun. Biz önümüze bakacağız, işimize bakacağız, cumhur ittifakının başarıya ulaşması için mücadele edeceğiz. CHP arka kapılarda, kuytu köşelerde HDP ile buluşsun, FETÖ ile uzlaşsın, PKK ile anlaşsın. Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet yaşatmanın heves ve heyecanıyla yoğrulacağız.

'CHP’NİN SANATÇI KABUL TAKDİRİ DE EVLERE ŞENLİKTİR'

Sayın Kılıçdaroğlu, Hatay’a giden sanatçılara, sporculara ‘reziller’ diyerek kesip bir cephe açmıştır. Her bir açıklaması bir öncekini aratan CHP liderindeki basiretsizlik hezeyan boyutlarını aşmış siyasi cinnete varmıştır. Kılıçdaroğlu’nun ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Kılıçdaroğlu’nun Mehmetçiği bağrına basanlara büyük bir şiddetle saldırması sadece düşünce özgürlüğüyle açıklanamaz. Son çıkışla, sakat bir dünya görüşü çok net sırıtmaktadır. CHP’nin sanatçı kabul takdiri de evlere şenliktir. Türkiye’de aşırı solcu olmayan, devlete isyan etmeyen, sözde barış adına Türk askerinin haklı operasyonuna karşı çıkmayan, HDP’yi desteklemeyen sanatçı, CHP tarafından sanatçı sayılmıyor. Böyle bir zihniyete tek kelimeyle yazıklar olsun diyorum.

Bugünkü CHP aziz Atatürk’ten sonra özellikle sanat camiasında kutuplaşmayı körükleyen, dışlayan, yobaz bir geleneğin siyasi temsilcisi haline gelmiştir. Ana muhalefet halktan kopmuştur. CHP Türk milletinin gerçeklerinden ve sosyal dinamiklerinden bihaber siyasi garabete dönüşmüştür. Vatanseverlik, bayrak aşkı, terörle mücadele gibi konular siyaset üstüdür.

Millet tarafından beğenilen sanatçıların ziyaret davetine icabet etmeleri alkışlanacak bir tutumdur. Sayın Kılıçdaroğlu rahatsız olduysa kendisine yakışanı yapmasını tavsiye ederiz. Cumhurbaşkanı kamuflaj giyip, sanatçılarla birlikte sınır karakollarımıza gitmişken; Kılıçdaroğlu da mekapları ayağına geçirip, terörist kıyafetlerini giyip, doğruca PKK YPG PYD tünellerinde soluğu alabilir, çay partileri, bol bol ihanet anısıyla dolu akşamlarda hasret giderebilir.

Önüne geçen yoktur, karşısında engel de yoktur. Buyursun yolu açık olsun. Ancak Türk milletinin hakkında vereceği siyasi hükme de ister seve seve, ister zoruna gide gide rıza göstersin, göstermek durumunda kalsın.

Mücadele yıllarında Halide Edip başta olmak üzere dönemin yazar ve gazetecilerinin çoğunluğu Mustafa Kemal Paşa'ya ve Ankara hükümetine açıkça destek vermiştir.

Yunanistan’ın yandan çarklı ve ruhen tükenmiş savunma bakanının söz ve tehditlerine değinmek istiyorum. Bu bakan artığı, Türkiye’yi düşman olarak nitelemiş. Ege adalarına ve sınıra ilave 7 bin asker göndermiş. 

'ANLAŞILAN YUNAN BAKAN AKLINI KAYBETMİŞ'

Birlik olup bizi ezeceklermiş. mart ayının başında tutuklanan 2 asker için de ‘Gerekirse gider onları alır getiririz’ demiş. Anlaşılan Yunan savunma bakanı aklını kaybetmiş, yediği yürek kendisini çıldırmanın eşiğine getirmiş. Anlaşılan bu şahıs tarihi unutmuş, denize döküldükleri günleri hafızasından çıkartmış. Arzu ederse, talebi olursa tarihi tekerrür ettirmek bizim için çocuk oyuncağıdır.

Yunan savunma bakanı mitolojiye kendisini fazla kaptırmış olacak ki, Zeus’a özenmiş, Apollo’ya öykünmüş, Posedion olmaya özenmiştir. Uykudaysa uyansın, histeri nöbetindeyse en yakın kliniğine yatsın. Dedeleri Türk düşmanlığının bedelini ödediler. Cevabını er meydanlarında aldılar. Konya kadar bile büyüklükte olmayan bir ülkenin sorumsuz siyasetçilerinin ikide bir dişlerini göstermesi beyhude bir çırpınmadır. Biz yeri gelirse o dişleri sökmesini hatta kırmasını çok iyi biliriz.

'ÇEKİÇ KALDIRAN OLURSA KAFASINA GEÇİRİRİZ'

Keskin bıçak olmak için çok çekiç yedik. Daha da çekiç kaldıran olursa kafasına geçiririz. Biz Türk milletiyiz, Yunan munan anlamayız. FETÖ meto anlamayız. Esareti boğarız, zilleti ezeriz, karanlığı yırtarız. Düştüğümüz yerden doğrulur, güneş olur doğarız. Devir artık başkalarının ne düşündüğü dikkate alındığı devir değildir.

Asır Türk asrıdır. Hedef kızıl elma, hedef turan ülküsüdür. Yunanistan’ın maceraperest bakanı ve siyasetçileri, önümüzü kesmeye kalkışırlarsa enselerinden tutacak iradenin tıpkı 1920’li yıllarda olduğu gibi Anadolu’da hazır beklediklerini hesaba katmaları kendilerine tavsiyelerimdir.

'TÜRK GENÇLİĞİNİN DEİZME KAYDIĞINI SÖYLEMEK DENSİZ BİR UYDURMADIR'

Konya İl Milli eğitim Müdürlüğü'nün bazı derneklerle düzenlediği gençlik ve inanç çalıştayının sonuç bildirgesinde hepimizi tedirgin ve rahatsız eden bir tespit yapılmıştır. Buna göre Türk gençliği deizme kayıyormuş.

Yani Allah'a inanan ama dine inanmayan bir gençlik doğuyormuş. Bu neticeye nasıl ulaştın? Hangi delillerle, tespitlerle böylesi bir kanaat uyandı? İmam hatipli kardeşlerimizin de bu kategoriye alınması oldukça sarsıcıdır. Türk gençliği imanlıdır, ahlaklıdır, dinine, kültürel emanetlerine bağlı ve sadıktır. Türk gençliğinin deizme kaydığını söylemek densiz bir uydurmadır.

Türk gençliğinin itham edilmesi ayıp ve ahlaksız bir komplodur. Atalarımız boşuna söylememiş ‘Arife günü yalan söyleyen, bayram günü utanır’.

Türk gençliğine ateizmin bir önceki istasyonu olan deizm karası çalanlar, yüzleri varsa utansınlar. Türk gençliği yüksek ülkülere tırmanmayı göze alan iman erleridir.

'DEİZM İLE UĞRAŞANLAR ÖNCE HARAM YİYENLERE BAKSINLAR'

Deizm ile uğraşanlar önce haram yiyenlere baksınlar. Sahte fetva ve makamlarıyla uğraşsınlar. Çocukları istismar eden kansızlarla ilgili çalıştay düzenlesinler. Bırakın hayallere pranga vurmayı, düşün Türk gençliğinin yakasından. Çekin ellerinizi Türk gençliğinin yarınlarından. Türk gençliği inançlıdır, haysiyetlidir. İnanç kalpazanlarının, din tacirlerinin üstesinden gelecek güce kabiliyete hamd olsun sahiptir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.