Öne Çıkanlar Başak Parlak yaşı istanbullu gelin yeni bölümü 20 ekim miraç ne anlama geliyor ​Ordu Ticaret Borsası Fındık Fiyatı eskişehir göztepe maçı ne zaman

Sultan Abdulhamid hanın kurduğu neft petrol şirketinin adı nedir nerede kurdu

Haritada şu anki sınırlarımız içerisinde kalan 14'den fazla yer var.

Alman heyet başkanı Graskoph'un hazırlamış olduğu bu harita 9-13 Eylül 2002 tarihine 15.Türk Tarih Kongresi'nde Bir Padişah Mülkü: Bağdat-Musul Petrolleri adlı tebliğiyle ilk kez Doç.Dr. Arzu Terzi tarafından yayımlandı.

Daha sonra ise Başbakanlık Osmanlı Arşivince hazırlanan Osmanlı Döneminde Irak, Plan, Fotoğrafçılık ve Belgeler adlı kitapta yayınlandı. Ancak yanlışlıkla haritanın aslına müdahale edilerek bölgedeki petrol yatakları dışındaki yerleşim yerleri de petrol kuyusu olarak işaretlendi(?) Bu yanlışlık ise 65ayrı yerde petrol bulunduğuna yönelik yorumları ve haberleri beraberinde getirdi.

SULTAN'IN EMRİ İLE ÇALIŞMA BAŞLATILDI

Özellikle 1800'lerin sonunda tüm dünyada önemli bir maden olarak kabul edilmeye başlanan petrol, ülkemize bu kadar yakın coğrafyalarda adeta "basılan yerden fışkırırken" topraklarımızda çok az noktada çıkarılması, çıkarılsa da kalitesiz olması üzerine sürekli konuşuluyor.

1800'ün son çeyreğinde Sultan Abdülhamit Han bu durumun üzerinde durmaya karar veriyor fakat o zamanlar jeoloji üzerine tahsil yapmış mühendis azlığı ve maddi kaynak yetersizliği yüzünden proje bir süreliğine rafa kalkıyor.

Daha sonrasında Sultan, Hazine-i Hassa'dan (kendi ödeneğinden yani) kaynak sağlayarak az sayıdaki yerli mühendisin yanına yurt dışından gelen yabancı mühendisleri veriyor ve geniş bir petrol rezervi çalışmasına başlanıyor.

İlk olarak Dicle ve Fırat nehirleri havzasında Alman profesör Paul Groskoph ve  Habip Necip Efendi önderliğindeki ekip ilk çalışmayı yapıp Sultan'a 22 Ekim 1901 yılında sunuyor.

RİVAYETE GÖRE YAPILAN KAPSAMLI ÇALIŞMA SONRASI 65 NOKTADA PETROL TESPİT EDİLİYOR

Özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da, zamanın sınırları içerisinde bir çok noktada petrol emarelerine rastlayan heyet çalışmayı kapsamlı bir şekilde Abdülhamit'e sunuyor. Bazı noktalarda petrolün çıkartılmasının maddi anlamda geliri karşılamayacağı da çalışmanın içine dahil ediliyor heyet tarafından.

En önemli yatakların ise Diyarbakır, Mardin, Bismil, HazroÇayıetrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, HaburÇayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)’de olduğu kaydediliyor.

Abdülhamit Han bu haritada gösterilen noktalardan petrol çıkarılmasını göremiyor ve projede ne hikmetse rafa kalkıyor. Peki neden?

Özellikle o zaman Osmanlı toprakları içinde bulunan Musul, Erbil, Kerkük, Süleymaniye ve Bağdat gibi yerler şu an petrol zengini olması ve Sultan Abdülhamit Han'ın haritasında bulunması kafaları kurcalayan noktalar arasında.

Mesela başka bir örnekte; bu noktalardan biri olan 12. bölge yani Siirt-Eruh'taki bölgeden 2014 yılının başında 42,3 gravitede çıkarılan petrol. Bu kuyu 40 yıl önce "petrol yok" diye kapatılmıştı...

Hatta zamanın Siirt Valisi Ahmet Aydın; "Yaklaşık 113 yıl önce Sultan Abdülhamit Han bu heyete kendi parasıyla  Doğu ve Güneydoğu'da Kerkük ve Musul bölgelerini de kapsayan bir alanda petrole  ilişkin harita hazırlanması talimatı veriyor. Baktığımızda bugün Kerkük ve Musul  civarında petrol haritada gösterildiği gibi hızlı bir şekilde çıkarılıyor. Harita, bölgemizde de 10, 11, 12 ve 13'üncü bölgeler Batman, Botan Vadisi, Siirt  ve Şırnak'ın Güçlükonak ilçesine kadar olan bölgede petrol olduğunu gösteriyor.  Eruh'ta bulunan petrol Sultan Abdülhamit Han'ın yaptırdığı petrol haritasında  belirtilen bölgede çıktı. Böylece Sultan Abdülhamit Han'ın petrol haritasının  gerçek olduğu bir kez daha kesinleşti." diye açıklama yapmıştı.

"65 NOKTADA MI YOKSA 16 NOKTADA MI PETROL VAR?" TARTIŞMASI HALA SÜRÜYOR

Bir kesimin "hata" olduğu için 65 olarak petrol noktası göründüğünü söylemesi, diğer taraftan da dış güçlerin bunu kasten öyle gösterdiğini iddia etmesi tartışıla dursun;

Sizce Sultan Abdülhamit Han'ın hazırlattığı petrol rezervi haritası gerçek mi?

Seniha Sultan’ın oğlu, 2. Abdülhamid’in yeğeni Sabahattin kimdir? Prens Sabahattin olarak bilinen 2. Abdülhamid’in yeğeninin hayatını sizler için derledik. 1879 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Osmanlı padişahı Abdülmecid'in kızı ve II. Abdülhamid'in üvey kızkardeşi Seniha Sultan, babası ise Kaptan-ı Derya Damat Gürcü Halil Rifat Paşa'nın oğlu Damat Mahmud Celalettin Paşa'ydı. Hanedanla anne tarafından gelen bağından ötürü bir “sultanzâde” idi ancak “prens” ünvanını kullanmıştır. Dönemin önde gelen entelektüellerinden evde özel eğitim gördü ve bir batılı gibi yetiştirildi. Sarayın damadı ve padişah II. Abdülhamid’in yakın arkadaşı olan babası, Adalet Bakanı olduğu sırada Çırağan Baskını’na adı karıştığı gerekçesiyle görevden alınınca yalısında gözaltında bulunduğu süre boyunca oğulları Sabahattin ve Lütfullah Efendilerin eğitimi ile ilgilenmişti. Sabahaddin Efendi, doğa bilimlerine büyük ilgi gösterdi ve Fransızca’yı çok iyi düzeyde öğrendi.

PRENS SABAHATTİN KİMDİR?

Bir suikast girişiminden çekinen babası 1899’da onu ve diğer oğlu Ahmed Lütfullah Bey’i yanına alarak Paris’e yerleşti. Prens Mehmed Sabahattin, Damad Mahmud Celalettin Paşa nın oğlu olmasının verdiği avantajla Fransa’daki Jön Türkler arasında hızla yükseldi. Abdülhamid’e karşı Avrupa’da muhalefet edenler arasında bir lider durumuna geldi. Bir ara babası ile birlikte Mısır’a kaçtı ancak sonra tekrar Paris’e döndü. Ecole des Roches adlı okulun kurucusu Edmond Demolins ile tanıştı ve onun toplum ve siyaset hakkındaki görüşlerinden etkilendi. Osmanlı toplumunun ilerleyebilmesi için özel girişim ve yerinden yönetimin gerekliliğine inandı.

PRENS SABAHATTİN'İN ÖLÜMÜ

1948 yılında İsviçre'nin Neuchâtel kentinde öldü. Cenazesi, 1952 yılında Türkiye'ye getirildi; İstanbul'un Eyüp semtinde babasının ve dedesinin mezarlarının bulunduğu Halil Rıfat Paşa türbesine defnedildi. 1920 yılında İstanbul'da tanıştığı ve çok fazla etkilediği John Godolphin Bennett, (ilk baskısı 1962, genişletilmiş ikinci baskısı 1974 yılında yapılan ve Türkçeye 1999 yılında çevrilen "The Witness" ("Tanık") adlı otobiyografisinin başlarında kendisiyle tanışıklarından uzun uzadıya bahsetmiş ve kitabın ortalarında da Sabahattin'in yaşadığı hüsran, hayal kırıklıkları ve Türkiye'den sürgün edilmiş olması sebebiyle hayatının son yıllarında alkolik olduğunu ve büyük fakirlik içinde öldüğünü belirtmiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.