Tarihte Selçuklu komutanı Yakup Bey kimdir?Dirilişte ki Yakup bey kimdir

Diriliş Ertuğrul 105. Bölümünde Sultan Alaaddin Keykubat kendisini zehirlemeye kalkışmaların defaatle yaşanmasından dolayı Sultan kendisinden sonra tahta geçecek şehzadeyi seçeceğini en olmayacak kişi olan Emir Saadettin ile paylaşır. Emir Saadettin teamüller gereği en büyük oğlunuzu mu geçireceksiniz der. Sultan küçük oğlunun daha akıllı olduğunu ve bu devleti daha ilerilere götüreceğini düşündüğü için Kılıçarslan’ı tahta getireceğini söyler. Emir Saadettin en olmayacak ve üzerinde hakimiyet kurulmasına müsaade edilmeyecek tek oğlu Kılıçarslan olduğu için bu duruma sevinemez.

Emir Saadettin’in şoku bununla da sınırlı kalmaz. Sultan Ertuğrul beye çok güvendiğini Nikea’ya kadar olan toprakları kendisi olsa bile Ertuğrul bey bunu gerçekleştireceğini bildiğini söyler. O yüzden Selçuklu devletine ait başlarında bir ordu ile Ertuğrul beyin emrine vereceğini söyler. Emir Saadettin kıvrak zekalı birisidir. Kendi emrinde ve onun gibi hain olan Komutan Yakup ve emrindeki askerlerin bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu söyler. Sultan da Yakup’ın Ahlat’ta olduğunu söyler. Emir orada başka bir ordu görevine devam eder deyince Sultan kabul eder.

Emir Saadettin hemen Göktuğ ile Yakup’a haber gönderir. Emir’in planı Ertuğrul beye destek vermek için değil köstek olmak için yani başına bela olmak için Yakup’u önermiştir. Emir Saadettin bununla da yetinmeyip Tahtı küçük oğlu Kılıçarslan’a bırakacağı haberini Sultan’ın diğer evlatlarına ve onların annelerine haber uçurup ortada bir taht kavgası oluşturmayı düşünür. Diriliş Ertuğrul Komutan Yakup ile alakalı bilgileri kısa süre içerisinde ekleyeceğiz. Diriliş Ertuğrul 106. Bölüm Özetinde ise TRT 1 ekranlarında 14 Şubat’ta ekranlara gelecek olan Diriliş Ertuğrul 106. Bölüm Özetinde; Ertuğrul bey Ares’i yakalar ve konuşturmayı da başarır. Kendisi ile iş birliği yapmayı da kabul eder. Ancak Emir Sadettin Bu olayı da ön gördüğü için Konya yolunda giderken ok ile Ares’i öldürmeyi başarır. Ertuğrul bey Konya’ya eli boş gitmese de Sultan yakın zamanda sarayındaki haini bulduğunu düşündüğü için Emir Sadettin’e karşı güven duygusunda zedelenme olmayacak. Yani Emir Saadettin şimdilik kuyruğu kurtaracak. Sultan Ertuğrul beyin söylediklerini de kenara itmeyecek söylediklerini ince ince düşünecek.

Yakup Bey .
Germiyanoğulları Beyi


Kütahya ve çevresinde hüküm sürmüş bir Türk beyliği. Toprakları, doğuda Afyonkarahisar ve Denizli, batıda Gediz ve Menderes vâdilerine kadar uzanırdı.

Germiyan, önceleri Türk aşîretlerinin birinin adıyken, Anadolu Selçukluları Devletinin (1077-1307) son zamanlarında 1300 (H.700) yılında kurulan Germiyanoğulları Beyliğine de ad oldu. Germiyan aşîretinin Anadolu’ya ne zaman geldiği belli değildir. On üçüncü yüzyılda Malatya taraflarında, Anadolu Selçuklu Devletinin hizmetinde bulunuyorlardı. Malatya’da otururlarken, Germiyan aşîretinin başındaki Alişiroğlu Muzafferüddîn, Selçuklu Hükümdârı İkinci Gıyâseddîn Keyhüsrev (1236-1246) zamânında, Baba İshak tarafından çıkarılan sapık Babaîler isyânını bastırmakla vazîfelendirildi ise de, muvaffak olamadı. Yine bu âileden ve Selçuklu beylerinden Kerimüddîn Alişir, Selçuklu şehzâdeleri arasındaki taht mücâdelesine karıştığı için, Moğollar tarafından öldürüldü. Germiyanlılar, daha sonra Moğolların baskısı yüzünden Kütahya tarafına göç ettiler. Buradayken bağımsızlıkları için Anadolu Selçuklu Sultanı İkinci Gıyâseddîn Mes’ûd (1282-1305) ile Moğollara karşı mücâdele verdiler.

Germiyanoğulları Beyliğini kuran Kerîmüddîn Alişir’in oğlu Birinci Yâkub Bey, Anadolu Selçuklu Devleti beylerinden iken, 14. yüzyılın başından îtibâren Selçuklulardan ayrılıp, Moğollarla mücâdele edemeyeceğinden, onların hâkimiyetine girdi. Yâkub Beyin idâresindeki Germiyanoğulları Beyliği, o zaman Anadolu’da kurulan beyliklerin en kuvvetlilerinden olup, Bizanslılardan her yıl belli bir vergi ve hediyeler alıyorlardı. Yâkub Beyin, Aydınoğlu Mehmed Bey kumandasında Ege sâhillerine gönderdiği Germiyanlı ordusu, Bizanslılardan Ayasluğ (Selçuk) ve Birgi’yi aldı ve bu yörede Aydınoğulları Beyliğini kurdu. Yâkub Bey, 1305’te Menderes Irmağı kenarındaki Tripolis (Buldan kasabası doğusunda, Yenice yakınında) şehrini alıp, 12.000 piyâde ve 8000 süvâri ile 1306’da Alaşehir’i kuşattı. Bizanslılar İspanya’dan getirtmiş oldukları, Katalan birliklerini Alaşehir’deki Türk kuvvetleri üzerine gönderince, Germiyanlılar kuşatmayı kaldırdılar. Fakat şehir 1314 yılında Yâkub Bey tarafından alınıp, haraca bağlandı. Rumlardan alınan cizye, Kütahya’da yaptırılan Vâcidiye Medresesinin ihtiyâcına karşılık tutuldu. Yâkub Beyin 1340’ta vefâtı üzerine yerine oğlu Mehmed Bey geçti. Bunun ilk zamanlarında Bizanslılar Katalanlar vâsıtasıyla Kula ve Simav’ı Germiyanlardan aldılarsa da, Mehmed Bey buraları yeniden topraklarına katmaya muvaffak oldu.

Mehmed Beyin vefât târihi kesin belli olmayıp 1361 olarak tahmin olunmaktadır. Ölümünden sonra yerine Süleymân Şah geçti. Süleymân Şahın hükümdârlığının ilk yılları durgun geçti. Karamanlılar ile Hamidoğulları arasındaki mücâdelede; Hamidoğullarından (1301-1423) İlyas Beyin tarafını tutması, Karamanlılar ile arasının açılmasına sebeb oldu. Süleymân Şah, Karamanlıların baskısı karşısında, Hıristiyanlarla mücâdelede büyük başarı sağlayan ve sınırlarını genişletmekte olan Osmanlılar ile anlaşmak istedi. Germiyanlı İslâm âlimi İshak Fakih ve berâberindeki heyet, yüksek hediyeler ile Osmanlı Hükümdârı Murâd Hüdâvendigâr Gâzi (1360-1389)nin huzûruna gönderilip; Süleymân Şah kızını Osmanlı Şehzâdesi Bâyezîd’e vermeyi ve çehiz olarak da, Kütahya ile berâber Simav, Eğriboz (Emed) ve Tavşanlı’yı Osmanlılara teklif etti. Germiyanlıların teklifi kabul edilip, düğün yapıldı. Süleymân Şah Kula kasabasına çekildi. Sultan Murâd Hüdâvendigâr’ın oğlu Şehzâde Bâyezîd de Osmanlı sancağı hâline getirilen Kütahya şehrine geldi.

Süleymân Şahın 1387’de vefâtıyla oğullarından Yâkub, Germiyanlı hükümdârı oldu. İkinci Yâkub Bey Osmanlıların Haçlılarla yaptığı, 1389 Birinci Kosova Savaşı sonrasında Sultan Murâd Gâzi şehid edilince fırsattan istifâde edip Osmanlılara bırakılan toprakları geri almak istedi. Rumeli’deki durumu düzelttikten sonra Anadolu’ya geçen yeni hükümdâr Yıldırım Bâyezîd Han (1389-1402), Kütahya taraflarına geldi. Kendisine karşı çıkan İkinci Yâkub Bey ve Subaşı Hisar Beyi yakalatıp Rumeli’deki İpsala Kalesine hapsettirdi. Germiyanoğulları topraklarını da Osmanlı ülkesine kattı (1390). İkinci Yâkub Bey, İpsala Kalesinde dokuz yıl hapis kaldıktan sonra, 1399 yılında bir fırsatını bulup kaçtı. Kıyâfet değiştirerek, deniz yoluyla Suriye’ye, oradan da, Timurlular Devletinin (1370-1506) Sultanı Timur Hanın (1370-1405) yanına ulaştı. Ankara Savaşında (1402) Osmanlılara karşı Timur Hanın safında savaştı. Savaş sonunda Timur, eski Germiyanlı ülkesini İkinci Yâkub Beye verdi.

İkinci Yâkub Bey, Osmanlı şehzâdeleri arasındaki taht mücâdelelerinde yeğeni İkinci Mehmed Çelebi tarafını tuttu. Bu yakınlığı benimsemeyen Karamanoğlu Mehmed Bey, iki yıl üstüste düzenlediği seferler ile Kütahya’yı zaptedip, Germiyan ülkesine sâhib oldu (1411). Karamanoğullarının Germiyan ülkesine hâkimiyetleri iki buçuk yıl kadar sürdü. Osmanlı Sultânı Çelebi Mehmed, Rumeli’de kardeşi Mûsâ’yı bertaraf ettikten sonra, Karamanoğulları üzerine yürüyerek onları Konya’ya kadar sürdü. Çelebi Mehmed böylece hâkim olduğu Germiyan topraklarını yine dostu ve müttefiki olan İkinci Yâkub Beye devretti (1414).

Osmanlı Sultânı Çelebi Mehmed’in vefâtıyla yerine geçen İkinci Murâd Hana (1421-1451) karşı, Karamanlılarla berâber Yâkub Bey de Şehzâde Mustafa Bey tarafını tuttu. Mustafa Çelebi’nin, İkinci Murâd Hana yenilip, İznik’te öldürülmesinden (1423) sonra, Yâkub Bey, Osmanlılarla dost geçinmeyi tercih etti. 1428’de Osmanlıların pâyitahtı Edirne’ye bizzat giderek, İkinci Murâd Han ile görüştü. Osmanlılardan çok hürmet görüp, oğlu olmadığı için, ölümünden sonra ülkesini Sultan’a bıraktığını vasiyet edip, Kütahya’ya döndü. 1429’da vefâtıyla Germiyanoğulları beyliği sona erip, toprakları, Osmanlılara kaldı. Kütahya ve Afyonkarahisar sancak hâline getirildi. Kütahya önce şehzâdeler, sonra da Anadolu beylerbeyliğinin merkezi olarak Osmanlılarca teşkilâtlandırıldı.

Kültür ve Medeniyet

Germiyanoğullarının teşkilâtı hemen hemen bütünüyle Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları teşkilâtının devâmı hâlindeydi. Germiyan topluluğunun başında Alişir âilesi hâkimiyet kurmuştu ve beylik merkezden idâre edilmekteydi. Hükümdârın sarayı yalnız sultânın ikâmetine âit bir kuruluş olarak değil, aynı zamanda devletin idâre edildiği yer olarak kullanılmaktaydı. Germiyanoğullarının bir dîvânı vardı ve bu dîvânda emirler, vezirler, kâdılar ve nişancı bulunmaktaydı.

Germiyanoğullarında toprak sistemi, daha sonra Osmanlılarda gelişmiş şekliyle görüleceği gibi timar, vakıf ve mülk olarak tatbik edilmekteydi.

Germiyan beyliğinin kurucusu Birinci Yâkub Bey devri (1300-1340), beyliğin en kuvvetli olduğu bir zamandı. Bu devirde iktisat ve içtimâî hayatta buna paralel olarak ileriydi. Yâkub Beyin hazîneleri, konaklarının mevcûdiyeti sosyal ve ekonomik hayâtı gösteren önemli örneklerdendir. Bu devirde Germiyanlıların mükemmel bir ordusu olup, askerleri tam techizatlıydı. Germiyan Beyliğine Bizanstan her yıl 100.000 dinar ve kıymetli eşyâlar hediye olarak gelmekteydi.

Germiyanoğulları zamânında edebî ve ilmî faâliyet çok canlı bir durumdaydı. Şeyhoğlu Mustafa, Şeyhî Sinan, Ahmedî ve Ahmed-i Dâî gibi müellifler dil ve fikir sâhasında pekçok eser vermişlerdir. Bunların yanısıra Molla Abdülvâcid ve İshak Fakih gibi ilim adamları da yetişmiştir. Germiyanoğulları zamânında Kütahya’da ilmî tedrisât yapan Vâcidiye Medresesi, İkinci Yâkub Bey Medresesi ve İshak Fakih Medresesi vardı. Vâcidiye Medresesinde dînî ilimlerin yanında fen ve astronomi gibi ilimlerin de okutulduğu anlaşılmaktadır. Germiyan Beyliğinde hizmet gören ilim ve fikir adamları, Germiyan ilinin Osmanlılara geçmesi üzerine Osmanlılar tarafından da himâye edilmişlerdir. Bunların ilmî ve edebî sâhada pekçok eserler vücuda getirmeleri temin edilmiştir. Germiyan beyleri ilim ve fikir adamlarını korumuşlar, onlara yüksek değer vererek ilmin ve fikrin gelişmesine hizmet etmişlerdir.

Germiyan ülkesinde kültür ve sosyal hayatla berâber ekonomi de yüksek bir seviyedeydi. “Germiyan kumaşları” adıyla meşhur dokumalar bütün Anadolu’da tanınırdı. Denizli’nin “Ak alemli” kumaşından da hil’at ve üst elbisesi yapılırdı. Germiyanlı sarıklık bezleri meşhur olup, Osmanlı sultanlarının başına sardığı kavuklarda bile kullanılırdı. Çok dayanıklı atlar yetiştirirlerdi. Menderes Irmağı vâsıtasıyla Ege Denizi limanlarına ticâret malları ve Kütahya şap mâdeni naklederlerdi.

Germiyanoğulları Beyliği Tahta Çıkışı
Yâkûb Bey.................................... 1300
Mehmed Bey................................. 1340 
Süleymân Şah............................... 1361 
İkinci Yâkub Bey (İlk saltanatı)........ 1390 
Osmanlı Hâkimiyeti................ 1399-1402 
İkinci Yâkub Bey (İkinci saltanatı).... 1402 
Osmanlı Hâkimiyeti........................ 1429 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.