Yargıtaydan Çok Tartışılacak Şok Boşanma Kararı Flaş Gelişmeler Yaşanıldı

Yargıtay, 2010'da evlenen ancak sadece 10 gün aynı evde yaşayan çiftin boşanma talebini reddeden mahkemenin kararını bozdu. 2010 yılında evlenen ve sadece 10 gün aynı evde yaşayabilen çiftin boşanma talebi mahkeme tarafından inandırıcı bulunmayarak reddedildi. 5 yıldır evli olan ancak sadece 10 görüşen ve boşanmak isteyen çiftin isteğini reddeden yerel mahkemenin kararını Yargıtay bozdu ve ayrılabilecekleri kararını verdi. 5 yıl önce evlenen ama ancak 10 gün aynı evde yaşayan çiftin boşanma talebi 5 yıl sonra karara bağlandı. Evlendikten sonra sadece 10 gün aynı evde bir arada kalan çift, ayrılmak için mahkemeye başvurdu ancak mahkeme bu isteği inandırıcı değil diyerek reddetti. Aradan 5 yıl geçtikten sonra ise Yargıtay, çifti boşadı.

2010’da evlenen ancak sadece 10 gün aynı evde yaşayan çiftin boşanma talebini mahkeme inandırıcı bulmayarak reddetti. Yargıtay ise “İki taraf da kusurlu ve geçimsizlik var. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamak kanunen mümkün değil, boşanmalarına karar verilmeli” dedi

 

Yargıtay, 2010’da evlenen ancak sadece 10 gün aynı evde yaşayan çiftin boşanma talebini reddeden yerel mahkemenin kararını bozdu. Kadının eşine sürekli hakaret ettiğine, kocanın da evi terk ederek elektriği ve suyu kestirdiğine dikkat çeken Yüksek Mahkeme, “Birisinin kusurunu diğerinin kusurundan üstün tutmak mümkün değil. Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede geçimsizlik mevcut. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlama artık kanunen mümkün değil. Boşanmalarına karar verilmeli” dedi. Yargıtay’ın kararına konu olay şöyle gelişti: Antalya’da yaşayan İ.Ö., ve F.Ö., 2010 yılında evlendi. Ancak evliliğin üzerinden henüz 10 gün geçmişken koca İ.Ö. evi terk ederek ilk eşinden olan oğlunun evine yerleşti. F.Ö., daha sonra boşanma davası da açtı.

 

‘ERKEKLİĞİN BİTMİŞ’

 

Antalya 2. Aile Mahkemesi’nde görülen davada dinlenen koca İ.Ö., eşinin kendisine sürekli hakaret ettiğini belirterek, “Evliliğimizin hemen başında karım bana, ‘Kazandığın paraları bana teslim et, evi ben idare edeceğim, mallarının yarısını benim üzerime yapacaksın’ gibi söylemlerde bulunmaya başladı. Bana ‘Erkekliğin bitmiş’ gibi hakaretlerde bulunuyordu. Bütün bunlara 10 gün dayanabildim ve daha sonra oğlumun yanına sığındım. Bu sefer de beni tehdit etmeye başladı” dedi. Kocasının evlenmeden önce kendisine ilk evliliğinden çocuğunun olmadığını söylediğini ifade eden davalı eş F.Ö. ise, “Dini nikâhımız kıyıldığı gün bana, yıllar önce bir erkek evlat edindiğini, onlardan korktuğu için parasını halının altına sakladığını söyledi. Oğlu da bana hakaret ediyordu. Eşim, ben kardeşimdeyken eşyalarını toplayıp oğluna gitmiş. Ertesi gün elektrik ve su aboneliğini iptal ettirdi, daha sonra da evin kilidini değiştirdi. Kocam, gelini ve oğlunun etkisinde kalarak bana dava açtı. Bin TL tedbir nafakası verilmesini, müşterek evin üzerime tahsis edilmesini ve 30 bin TL tazminat istiyorum” diye konuştu. Tarafların beyanlarını inandırıcı bulmayan mahkeme, boşanma davasının reddine karar verdi. Mahkeme, koca İ.Ö.’nün eşi F.Ö.’ye sadece 200 TL tedbir nafakası ödemesini kararlaştırdı. Bu karar İ.Ö. tarafından temyiz edildi.

 

YARGITAY BOZDU

 

Temyizi görüşen Yargıtay, yerel mahkeme kararını bozdu. Kararda, “Karı-kocadan birisinin kusurunun diğerinin kusurundan üstün tutulmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldı. Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte geçimsizlik mevcuttur. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamak artık kanunen mümkün değildir. Boşanmalarına karar verilmeliydi” denildi. Yerel mahkeme, karara direndi. Ancak Hukuk Genel Kurulu’nca kabul görmedi. Böylece karar kesinleşmiş oldu. Yeniden yapılacak yargılamada mahkeme sadece 10 gün birlikte yaşayan çifti 5 yıl süren ayrılığın ardından boşayacak.( Habertürk)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.